ALLAH'IN İŞİ BELLİ OLMAZDI
Tipi yine kudurgandı. Baca kapanmış, ev karanlıkta kalmıştı. Babam, can sıkıntısından türkü söylüyordu. Damın üstünden ayak sesleri geldi. Böyle havalarda aç kalan kurtlar, köye iner, ele geçirdikleri her canlının, canına okurlardı. Babam, kulağını verdi, bir süre dinledi, “Kurt değil, bu bir insan!” dedi. Az sonra ocağın bacasından başını yukarı uzatarak ünledi:
“Kim var orada?..”
“Benim Eyüp emi(amca)!..”diye bir ses geldi.
“Kimsin sen, aklını mı kaçırdın be adam?..”
“Beni tanımadın mı Eyüp emi, ben Esmani!”
Mürsel amcamın oğluydu Esmani, gözü pek bir delikanlı. Babam iyice sokuldu bacaya:
“İçeriye gel, içeriye!”
“Kapıyı kar kapatmış, bulamıyorum!”
“Hazır ordayken, sen bacanın karını temizle, ben kapının karını açarım.”
Babam kürekle deldi karı, Esmani belini eğerek girdi. Hepimiz merak içindeydik. Esmani soluk soluğa başladı:
“Üç günden beri mezar kazamadık emi, üç günden beri kadının ölüsü ortada kaldı!”
“Kim bu kadın, oğul?”
“Allah’ın kızı Tello(telli).”dedi. Evde kalmış yaşlı kızlara, “Allah’ın kızı” derlerdi. Allah, onları çok severdi, o yüzden kocaya gitmelerini istemezdi.
Öbür dünyada yerleri cennetti.
Babam öksürdü:
“ Allah, kendi kızını öldürecek günü buldu yahu?” Cık cık etti, “Allah’ın kızı değil, kendisi de ölmüş olsa, ben bu havada dışarı çıkamam!”
Esman’in acelesi vardı:
“Şakanın sırası değil Eyüp emi, kadının ölüsü ahırda kokuyor!”
“Karın içine gömsünler!..”
“Olur mu öyle şey emi, karın içine ölü gömülür mü?”
“Ben karışmam, nereye isterlerse, oraya gömsünler! Ben elime kazma kürek alamam!”
“Sana al diyen var mı Emi?”
“Öyleyse benden ne istiyorsun?”
“Senden sivri uçlu demirle, çekici istiyorum!”
“Baştan öyle desene!” dedi, İstediği aletleri, el yordamı ile bularak verdi. Esmani girdiği delikten çıkarak kayboldu. Babam gülerek başını salladı:
“Topal Kubo gibi, şu Allah’ın işi de hiç belli olmaz! Kendi kızını bile rezil etti.”
Tipinin uğultusu yankılanıyordu
geri dön
|