AYDINLANMA ÜZERİNE NOTLAR
Eskiden,”sol,sosyalizm” denildiği , “Moskova’ya, Moskova’ya!..”diyerek saldırırlardı. Gitmek isteyen bir solcu delisi çaksa bile pasaport vermek bir yana, tutar kulağından içeri atarlardı. Sonra da kendileri rahatlıkla gider, ticaret yaparlardı. Aynı biçimde Avrupa uygarlığı, çağdaşlık, bilim, sanat diyenlerin adı da, “Dinsiz,Allahsız gavur!”du. Wolter’i, Monteskiyö’yu, Baböf'ü okuyanların yeri de hapishanelerdi.
Şimdi bakıyorum cümle şeriatçılar Nurcusu, Nakşibendisi,Süleymancısı ile havalanmış, Avrupa Birliği diyor, başka şey demiyorlar! Daha dün şiir okuyan, türkü söyleyen yazarı, sanatçıyı Sivas'ta diri diri yakmamışlar mıydı? Ne oldu böyle birdenbire? Yoksa Hira Dağı'ndan vahiy mi indi ne?.. Öte yandan aydınlar, sanat bilim adamları, Batının öncü gücü TSK da Avrupa Birliği karşıtı! Hayırdır inşallah! Bunlar Avrupa’nın hangi evrensel değerlerini bilirler? On beş, on altıncı yüzyıllarda Rönesans, reform hareketlerini içlerine sindirmişler midir? Fransız aydınlanma çağı ile bir ilişkileri var mıdır? İnsanoğlunun evrensel kültür mirası klasik yapıtlara hala, “komünist” diyen kafaları değişti? Değişen bir şey yok, ama onlar, şimdi Kıble'lerini değişirdiler, Durdum Kuzeye, Kıblem Avrupa’ya, uydum imama, Allah’u ekber!” demekteler! Doğu mistisizminin laik Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarak devletin rotasını Doğu mistisizminden kurtararak devletin rotasını Batıya çeviren Mustafa Kemal cumhuriyetini bugün şeriat sicilli bir hükümet yönetmektedir. “Biz o elbiseyi çıkardık” diyor başkanları. Oysa karısının başından türbanı dahi çıkaramadı. O yüzden resmi toplantılara, kokteyl partilere erkekçe tek başına gidiyor, dışişleri bakanımız zira öyle... Yazık ki onun hanımı o tür toplantılara birlikte gidemediği için çok üzülür, ağlarmış! Başındaki türbanı çıkarıp gitse gökten taş dolu yağmaz herhalde! Başı açık giden kadınlar da en az onun kadar müslüman değil mi? Madem ki o denli Avrupa sevdalısısın, kocalarınız da Avrupa'da erkek erkek dolaşmaz. Çünkü hiçbir Avrupa ülkesinde bu komedi oynanmaz!
|